Dünyanın en sessiz tartışması

Bizim grupta normalde tartışmalar şu şekilde olur:

A: Bu problemi şu şekilde çözmeliyiz!

B: Hayır!

A: Evet!

B: HAYIR!

Ses tonları git gide yükselir, yeni argümanlar aranmaz. Kendi düşüncesini en yüksek sesle savunan tartışmayı kazanır. Daha doğrusu kazandığına inanır. Tartışmayı uzaktan duyanlar şirkette çiftleşme arzusuyla yanıp tutuşan geyiklerin çalıştığını düşünebilir ki bu da gerçekten o kadar uzak değildir.

Dün ise şöyle bir sahne yaşandı. Grubumuzun matematikçisi, her zaman yaptığı gibi, sessizce başka bir elemanın masasına yaklaştı. Yakındaki masalardan kafalar birazdan başlayacak tartışmayı dinlemek için olay yerine çevrildi. Normalde tartışmadaki ikinci eleman M’ye (matematikçi eleman) ne istediğini sorar ve M de  o ana kadar planlamadığı sorusunu yarım dakika kadar düşünüp sorar. Tartışmanın devamı da yukarıda örneğe paralel gider. Bu sefer olaylar şöyle gelişti:

M: (diğer elemanın masasına gelir ve karşı tarafın kafasını kaldırmasını beklemeye başlar)

D (diğer eleman): (M’nin geldiğini fark etmesine rağmen kafasını kaldırmadan işine devam eder)

M: (D’nin kafasını kaldıracağından emin beklemeye devam eder)

D: (Kafasını kaldırmadan normal bir ses tonuyla) M., eğer herhangi bir selamlama kelimesi kullanmazsan konuşmayacağım.

M: (Beklemeye devam eder)

D: (Selam beklemeye devam eder)

Biz: (Ne oluyor lan?)

M: (Masanın başında dört dakika sessizce bekler ve sonra arkasını döner ve gider)

Bu yöntemin işe yaradığı görülünce belki diğer elemanlar da ileride bunu M’ye karşı kullanıp kullanmamayı düşünmüşlerdir. Ben bu yöntemi kullanmamaya karar verdim. Evet, kullanırsam başım daha az ağrıyacaktı ama o otuz saniye sessizlikten sonra gelecek saçma soruyu beklemenin getireceği paha biçilmez merakı ve heyecanı kaybetmeyi göze alamazdım.