Demiryolları

Yirmi yıl önce Almanya’ya geldiğimde demiryolu ulaşımı bu kadar farklı olabilir demiştim. Öncelikle trenler oldukça dakikti. Almanca ve İngilizce anonsları anlamayan yabancılar bile planda yazan varış saatine bakarak varılan istasyonda rahatlıkla inebiliyordu. Trenlerin kapıları kolla değil dokunmatik düğmelerle açılıyordu ve de tren hareket ettikten sonra o kapıları açmak imkansızdı. Oysa İstanbul’dan İzmit’e defalarca vagonun dışında seyahat etmiştim. Almanya’daki trenler ayrıca çok ender durumlarda istasyonlar arasında durduğunda da kapıları kilitli kalmaktaydı. Oysa meşhur Ankara gezimiz sırasında bindiğimiz ekspres gece hiçbir ışıklandırmanın olmadığı yerlerde durduğunda en cesurlarımız trenden inip en uzak mesafeye kadar koşup geri gelmekteydi. Henüz GPSlerin sadece askeri amaçla kullanıldığı zamanlardı ve nerede olduğumuzu bilmiyorduk. O sırada tren kalksaydı sanırım okul idaresi bu tür gezileri yasaklamak için İstanbul’a geri dönmemizi beklemezdi.

Trenlerin içi de çok farklıydı. Yolcunun ihtiyacı olan bütün bilgiler elektronik olarak sürekli gösterilmekteydi. Bütün trenler klimalıydı ve bu nedenle açılıp kapanan pencereler de yoktu. Banliyö trenleri de İstanbul’la karşılaştırıldığında taşınacak insan sayısının çok daha az olması nedeniyel bizimkilere göre oldukça küçüktü.

Alman demiryolları ben Almanya’ya gelmeden kısa süre önce özelleştirilmişti. Bu farkları görünce demek ki özel sektör böyle büyük işlerin de altından kalkabiliyor diye düşünmüştüm.

Demiryolları da alışık olduğumuz diğer özel sektör şirketleri gibi arada sırada müşterileri arasında anket yapıyor. Yıllar önce karşılaştığım ilk ankete katılmıştım. Anketörün umduğu iyi notları vermemiştim ama. Özellikle trenlerdeki servislerden memnun musunuz sorusuna. Bu anketten birkaç gün önce trende acil tuvalete gitmem gerekmişti ve trenin tek tuvaleti de bozuktu. Mecburen ilk durakta inmiştim. Aciliyet devam ederken param olmadığını fark etmiştim ve bulabildiğim tek tuvalet paralıydı. Neyse ki şimdiye kadar ki tek dilenme denemem başarılı olmuştu da kapağı içeri atabilmiştim. İtiraf etmeliyim ki parayı veren adamın yüz ifadesinden anladığım kadarıyla o da birisinin tuvalet için para dileneceğini beklemiyordu.

Bir sonraki anketi birkaç ay önce gördüm. Bu sefer ankete katılmak istemedim ama, çünkü yanımda oturan çocuk ders çalışıyordu ve bunu fark etmeyen anketöre kızmıştım. Daha sonra bu pazar bir anket olsa ne cevap verirdim diye düşünmeye başladım. Bu yirmi yıl içinde demiryollarında neler olmuştu?

Artık trenler o kadar dakik değildi. Raylar ve istasyonlar aynı kalmıştı ama şehirlerarası seferlerin sayıları artmıştı. Bu da planlamayı çok zor ve problemlere açık hale getirmişti. Örneğin yıllardır plana göre 07:08 civarında gelmesi gereken banliyö treni hemen hemen her gün geciken şehirlerarası ekspres tren yüzünden hep gecikmeli geliyor. Plan ise asla değişmiyor.

Tren seferlerinde aksamalar olduğunda (teknik sorun, acil durumlar, intihar vakaları, grevler vb) eskiden demiryolları şirketi yolcuları götürmek için otobüs kiralardı. Zamanla ilk önce bu kiralanan otobüslerin ne zaman geleceği bilinmez oldu, saatlerce bekledik. Daha sonra hiç kiralanmadılar bile. İyi tarafından bakacak olursak artık bekleyerek zaman kaybetmiyoruz.

Bunlar kısmen öngörülemeyen durumlardı. Futbol maçları olan günlerde yolcu sayısının çok olacağını tahmin etmek çok zor değildir ama anlaşılan artık böyle günlerde ek seferler koymak ya da daha büyük trenleri sefere koymak imkansız.

Peki kötüleşmeyen hiçbir şey olmadı mı? Olmaz mı? Eskiden de bütün bilet alım işi bugünkü otomatlarla yapılıyordu. Bence bu otomatlarda bazı tasarım hataları var ve bunlar hala düzeltilmiş değil. Örneğin, Karlsruhe’ye gitmek istediğimi var sayalım. Aylık seyahat kartımla Wörth’e kadar (Karlsruhe’den bir durak öncesi) bedava gidebiliyorum. Yani sadece Wörth Karlsruhe arası için bilet almam lazım. Sorun şu ki otomatlar sadece bulunduğu yerden itibaren bilet veriyor. Bu durumda Wörth’e kadar gidip kalan yol için bileti oradan almam lazım. Tabii ki tren içinde otomat yok ve inip binerken büyük ihtimalle treni kaçıracağım. Sonuçta işe yarayan tek çözüm otomat yerine bilet gişelerinden bilet almak, fakat onlar da hafta sonları ya erkenden kapanıyor ya da hiç açık olmuyorlar.

Yiğidi öldürdüm ama hakkını yemeyeyim. Özel sektör o kadar da boş durmuyor. Trenler artık daha büyük oranda yeşil enerji kullanıyor. Ayrıca iklim değişikliği nedeniyle yükselen hava sıcaklıklarına karşı rayları beyaza boyayarak, genleşme problemlerine karşı da çözüm denemeleri başlatılmış.

Yine de bütün bu değişimleri alt alta koyup topladığımda bir sonraki ankette vereceğim not öncekinden daha düşük olacak gibi gözüküyor. Merak ettiğim tek şey, acaba özelleştirme olmasaydı durum daha mı kötü olurdu?

Şapka stratejisi (Çözüm)

Soru:

Bu tür sorular ilk bakışta bana da bir çok insana olduğu gibi imkansız gelir. Bu nedenle önce bu engeli aşmak için basit versiyonlarını çözemeye çalışırım. Eğer bu basit durum çözümleri bazen çözüm için genellenebilir ya da ispat için fikir de verebilir.

Bu nedenle önce soruyu iki kişilik bir grup için çözmeye çalıştım. Kırmızı şapkayı K, mavi şapkayı M ile gösterirsem iki kişilik bir grup için olası şapka dizilimleri KK, KM, MK ve MM olacaktır. Dizilimler simetrik olduğundan herhangi biriyle başlayabilirim diye düşündüm. Ayrıca hislerime göre ilk başladığım dizilimi herkesin doğru mu yoksa herkesin yanlış mı tahmin etmesi gerektiği de çok önemli değildi. O zaman KK dizilimi için herkesin doğru tahmin yapması gerektiğini varsaydım. Bu iki kişi de kendi başlarındaki şapkaları görmeyecek ama bu dizilim olduğu zaman ikisinin de K demelerini istiyorsak, şöyle basit bir kural tanımlayabiliriz.

1. K gören kişi kendi şapkası için K tahmininde bulunur.

O zaman gerçek durumda kafalarında KK şeklinde şapkalar varsa tahminleri de KK olacaktır ve oyunu kazanacaklar. Tabii ki oyuncuların her biri kendi kafasındaki şapkayı görmediğinden KM ya da MK dizilimleri için başka bir kural daha tanımlamak gerekecek. K gören kişi K diyeceğine göre cevabı yanlış olacak, çünkü K gören kişinin kafaşında bu dizilimlerde M olacaktır. İlk kuralı iptal etme şansımız olmadığına göre bu dizilimlerde bütün oyuncuların yanlış tahmin yapması gerekecek ve bunu garantilemek için aşağıdaki kurala ihtiyacımız olacak.

2. M gören kişi kendi şapkası için M tahmininde bulunur.

Bu iki kuralı kullanırsak MK diziliminde tahminler KM, KM diziliminde ise MK olacak. Yani bütün grup tamamen yanlış tahminler yaparak oyunu yine kazanacak.

Şimdi görülebilen şapkalar ile yapılabilecek bütün tahminleri kurallara bağladığımıza göre son dizilimin bu kurallara uygun bir şekilde oyunu kazandırıp kazandırmadığına bakalım.

MM diziliminde her oyuncu M göreceğinden ikinci kurala göre kendi şapkaları için M tahmininde bulunacaklar, yani grubun tahmini MM olacak ve bu da doğru cevap olduğundan oyunu kazanacaklar.

İki kişilik grup için çözüm çok basitti. Duruma biraz daha ısınabilmek için üç kişilik bir grup için de çözümü denedim. Bu sefer de aynı sırayı izledim. KKK dizilimi için doğru tahmin olan KKK cevabını üretmek için ilk kuralı tanımladım.

1. KK gören kişi kendi şapkası için K tahmininde bulunur.

İkinci adım olarak da KK gören ama kendi başında K yerine M olan kişinin dizilimine baktım. Bu durumda başında M olan birinci kurala göre yanlış tahminde bulunacağından diğerleri de yanlış tahminde bulunmak zorunda. Bunun çözümü de ikinci kuralda.

2. MK gören kişi kendi şapkası için M tahmininde bulunur.

Böylece MKK diziliminde tahminler KMM olacak, yani herkes yanlış tahminlerde bulunacak. Bir sonraki adım da MMK dizilimi olmalı. Elimizde MK gören kişi için kural olduğuna göre bu kuraldan MM gören kişi kuralına geçiş de kolay olacaktır. MMK dizilimindeki iki M de MK gördüğünden ikisi de M tahmininde bulunacak. Yani kafasında K olan da doğru tahmin yaparsa kazanacaklar. Bu durumda yeni kuralımız aşağıdaki gibi olmalı.

3. MM gören kişi kendi şapkası için K tahmininde bulunur.

Dizilimlerin kendi içindeki sıralamalarını göz ardı edersek (yani KM ve MK görmek aynı şeyler ise) o zaman bütün kuralları bulmuş olmam gerekiyor. Bu kurallar ile MMM dizilimini test edersek de oyuncuların KKK tahmini yapması gerekiyor. Herkes yanlış tahmin yaptığından grup oyunu yine kazandı. Aşağıda üç kişilik grup için çözümü bir tabloda sunuyorum.

[table id=67 /]

Hazır işe yarayabilecek bir şey bulmuşken dört oyuncu ile de deneyeyim dedim. Bunun için kyukarıdaki adımları uyguladım. Görmek istediğim şey biraz da kuralların sadece çoğunluğa mı yoksa sayısal değerlere mi bağlı olduğuydu. Yani KKK ile KKM görmek aynı tahmine mi yol açacaktı? Neyse yukarıdaki yöntemi adım adım uyguladım ve şu dört kuralı buldum. Bu kuralları kullanarak da aşağıdaki tabloyu elde ettim.

1. KKK gören kişi kendi şapkası için K tahmininde bulunur
2. KKM gören kişi kendi şapkası için M tahmininde bulunur
3. KMM gören kişi kendi şapkası için K tahmininde bulunur
4. MMM gören kişi kendi şapkası için M tahmininde bulunur

[table id=68 /]

Dört kişilik oyunda anladığım şey kuralların sadece basit bir çoğunluk kararı olmadığıydı, çünkü KKK görme ile KKM görme farklı renk tahminlerini gerektiriyordu.

Bu noktada hala bir ispattan uzağım ama şimdiden tekrar eden düzenli örnekler bulduğumu düşünüyorum. Örneğin kişinin gördüğü M sayısı tek sayı ise, kendi şapkası için M tahmininde bulunmalı ve eğer M sayısı çift ise bu sefer K tahmininde bulunmalı. Daha büyük oyuncu sayılarıyla bu düzeni kontrol etmek için açıkçası biraz tembelim. Bunun yerine ortaya attığım bu tezi ispatlamayı deneyebilirim.

N tane oyuncu olduğunu var sayayım. Bu oyuncuları 1 ve N-1 kişilik iki gruba ayırayım ve pozisyonu bir kişilik grup açısından düşüneyim. Var sayalım çift sayıda M görüyorum. O zaman ortaya attığım kurala göre göre K demem lazım. Eğer başımda K varsa bu doğru bir tahmin olacağından diğer herkesin de doğru tahminde bulunması gerekecek. Bakalım bu kuralla diğerleri de doğru tahminde bulunacak mı? Diğer gruptaki bütün K şapkalı oyuncular da benim gibi çift sayıda M göreceğinden hepsi de K diyecek. Demek ki K şapkalı herkes doğru tahminde bulunuyor. M şapkalılara bakayım bir de. M şapkalı herhangi biri tek sayıda M şapka görecektir, çünkü toplamda çift sayıda M şapka var ve kendisini çıkarınca tek sayıda kalır. Tek sayıda M gören de kurala göre M diyeceğinden M şapkalıların da hepsi M tahmininde bulunacak. Demek ki bu durum için kural oldukça güzel çalışıyor.

Şimdi yine çift sayıda M gördüğüm durumda kafamda M olduğunu var sayayım. Kurala göre K demem gerekecek. Bu tahminim yanlış olacağından oyunu kazanmak için herkesin yanlış tahminde bulunması gerekecek. Şimdi bunu kontrol edeyim. Benim başımda M varsa ve ben çift sayıda M görüyorsam o zaman toplamda tek sayıda M şapka vardır. Demek ki bütün K şapkalı oyuncular tek sayıda M görecek ve kurala göre hepsi M demek zorunda olduğundan hepsi de yanlış tahminde bulunacak. Buraya kadar çok güzel. M şapkalı bir oyuncu da bu sefer çift sayıda M göreceğinden kurala göre K tahmininde bulunacak. Yani M şapkalı herkes de yanlış tahminde bulunacak. Böylece oyunu yine kazanmış oluyoruz.

Grupta tek sayıda M gördüğüm durumda başımda K varsa kuralı uyguladığımızda herkesin yanlış tahmin yapacağını ve eğer başımda M varsa herkesin doğru tahmin yapacağını okuyuculara alıştırma olarak bırakıyorum.

Demek ki gerçekten de oyunu kazanmak için bu kural yeterliymiş:

Kural: Çift sayıda M gören K tahmininde bulunacak, tek sayıda M gören de M tahmininde bulunacak.

Sonic Pi

Sonic Pi program yazarak müzik yapmak için hazırlanmış bir program, ya da programlama dili.https://sonic-pi.net/ adresinde program ile ilgili bilgiler bulunabilir ve yine oradan program indirilebilir. Aslında program raspberry pi için yapılmış ama Windows ve Mac için de versiyonlar yukarıdaki adreste bulunuyor. 

Ben evdeki Ubuntu 19.04 yüklü dizüstü bilgisayarıma bu programı kurup basit müzik projeleriyle uğraşmayı düşünüyordum. Örneğin Ümit’e müzik derslerinde yardımcı olacak basit alıştırmalar hazırlayabilirdim. 

Hemen synaptic üzerinden uygulamayı aradım ve bulunduğunu görünce heyecanla yükledim. Programı konsoldan çalıştırdığımda ise uzun süre bir hareket olmadığını gördüm. Daha sonra konsoldaki logoyu aşağı kaydırınca komutun hemen altında şu hata mesajını gördüm:

$ sonic-pi
[GUI] - could not open file /proc/asound/card0/pcm0p/info
                                ╘
                         ─       ╛▒╛
                          ▐╫       ▄█├
                   ─╟╛      █▄      ╪▓▀
         ╓┤┤┤┤┤┤┤┤┤  ╩▌      ██      ▀▓▌
          ▐▒   ╬▒     ╟▓╘    ─▓█      ▓▓├
          ▒╫   ▒╪      ▓█     ▓▓─     ▓▓▄
         ╒▒─  │▒       ▓█     ▓▓     ─▓▓─
         ╬▒   ▄▒ ╒    ╪▓═    ╬▓╬     ▌▓▄
         ╥╒   ╦╥     ╕█╒    ╙▓▐     ▄▓╫
                    ▐╩     ▒▒      ▀▀
                         ╒╪      ▐▄

       _____             __        ____  __
      / ___/____  ____  /_/____   / __ \/_/
      \__ \/ __ \/ __ \/ / ___/  / /_/ / /
     ___/ / /_/ / / / / / /__   / ____/ /
    /____/\____/_/ /_/_/\___/  /_/   /_/

     The Live Coding Synth for Everyone

            http://sonic-pi.net

libpng warning: iCCP: known incorrect sRGB profile
libpng warning: iCCP: known incorrect sRGB profile
libpng warning: iCCP: known incorrect sRGB profile
libpng warning: iCCP: known incorrect sRGB profile
libpng warning: iCCP: known incorrect sRGB profile
libpng warning: iCCP: known incorrect sRGB profile
libpng warning: iCCP: known incorrect sRGB profile
libpng warning: iCCP: known incorrect sRGB profile
libpng warning: iCCP: known incorrect sRGB profile

Sonic Pi adresinde pek faydalı bir bilgi bulamadım. Ayrıca programın yaratıcısı olan Sam Aaron’un genel olarak Linux’un iyi desteklenmediği yönündeki bazı mesajları da moralimi bozmaya yetti. Hata mesajını google’a yazdığımda ise stackoverflow adresinde bazı mesajlar buldum. Bu mesajlarda yazan açıklamaları uygulayınca sorun şu şekilde çözüldü.

Bilgisayarda iki ses kartı olması durumunda bu tür bir sorunun meydana gelebileceğini söyleyen çözümde ilk olarak ses kartları hakkında bilgileri toplamam gerekti. Bunun için aşağıdaki komutu yazdım:

sudo lshw -c multimedia

Benim bilgisayarımda çıktı aşağıdaki gibi oldu.

*-multimedia:0
description: Audio device
product: Advanced Micro Devices, Inc. [AMD/ATI]
vendor: Advanced Micro Devices, Inc. [AMD/ATI]
physical id: 0.1
bus info: pci@0000:04:00.1
version: 00
width: 32 bits
clock: 33MHz
capabilities: pm pciexpress msi bus_master cap_list
configuration: driver=snd_hda_intel latency=0
resources: irq:55 memory:fe388000-fe38bfff
*-usb
description: Video
product: HP TrueVision HD Camera
vendor: SunplusIT Inc
physical id: 4
bus info: usb@1:4
version: 0.05
capabilities: usb-2.01
configuration: driver=uvcvideo maxpower=500mA speed=480Mbit/s
*-multimedia:1
description: Audio device
product: Advanced Micro Devices, Inc. [AMD]
vendor: Advanced Micro Devices, Inc. [AMD]
physical id: 0.6
bus info: pci@0000:04:00.6
version: 00
width: 32 bits
clock: 33MHz
capabilities: pm pciexpress msi bus_master cap_list
configuration: driver=snd_hda_intel latency=0
resources: irq:54 memory:fe380000-fe387fff

Bu çıktıda kullandığım bilgiler multimedia:0 ve multimedia:1 bloklarındaki configuration: driver=snd_hda_intel latency=0 satırlarındaki sürücü isimleri olan snd_hda_intel oldu.

Ardından şu komutlarla da kartların kullandığı isimleri öğrendim:

cat /proc/asound/card0/id
cat /proc/asound/card1/id

Benim sistemindeki kartlar sırasıyla Generic ve Generic_1 isimlerini kullanıyor.

Bundan sonra da /etc/modprobe.d./alsa-base.conf dosyasının sonuna yukarıda elde ettiğim bilgileri kullanarak şu satırları ekledim.

options snd_hda_intel id=Generic index=0
options snd_hda_intel id=Generic_1 index=1

Bilgisayarı yeniden başlattıktan sonra programı normal çalıştırabildim.

Ek not: Program çalışmasına çalıştı ama Sonic Pi çalışırken youtube videolarını oynatamadığımı fark ettim. Henüz bu soruna bir çözüm bulamadım.

Diyatome

Diyatomeler, silisli sert kabukları olan alg familyası bireyleridir. Bu hafta Ren nehrinden aldığım gelen su örneklerinde çok küçük diyatomeler bulunmaktaydı. O kadar küçüklerdi ki elimdeki mikroskopta bunları 400 kere büyütmede bile doğru düzgün göremedim. Dün Hornesselwiese doğal parkından aldığım örnekler ise tam bir diyatome cenneti çıktı. Çeşitli büyüklükte ve şekillerde örnekleri görmek mümkün oldu. Tabii ki isimlerini henüz bilmiyorum ama aşağıda çekebildiğim kadarıyla fotoğraflarını görebilirsiniz.

https://www.instagram.com/p/B1Bou4wp3m_/
https://www.instagram.com/p/B1Boz6_pTcu/
https://www.instagram.com/p/B1Bo50qp7pV/
https://www.instagram.com/p/B1BpArIpCDf/
https://www.instagram.com/p/B1BpKmwpLKa/
https://www.instagram.com/p/B1BpQVYJVFI/
https://www.instagram.com/p/B1BpXmcpwxN/

Bahçedeki gölcükte hayat

Bahçedeki yarım metrekare bile olmayan bir gölden aldığım su örneği büyük canlı cenneti çıktı.

Su piresine benzer bir canlı. Çıplak gözle de görülüyorlar, tabii bu şekilde değil.
Bir kurt gibi ama sanki ayakçıklar da var. Yoksa bir larva mı?
İnsan bu kadar da kızdırılmaz ki …
https://www.instagram.com/p/B0visNapEJO/?hl=de
Bir tür yosun olsa gerek
https://www.instagram.com/p/B0vhnZZJ3j_/
Başka bir yosun türü olsa gerek

Şapka stratejisi

Eski Emissary dergilerinden birinde şu soruyu buldum:

N kişiden oluşan bir grupla bir oyun oynanıyor. Oyunun kuralları şöyle:

Bütün grup bir odada toplanacak. Her birinin başına ya kırmızı ya da mavi bir şapka konacak. Kimse kendi şapkasının rengini görmeyecek. Herkes diğer şapkaların hepsini görebilecek. Odadayken oyuncular kendi aralarında iletişim kuramayacak. Bir dakika sonra herkes aynı anda kendi başlarındaki şapkasının rengini bir e-mail ile verilen bir adrese gönderecek. Eğer herkesin cevabı doğruysa ya da herkesin cevabı yanlış ise bütün grup oyunu kazanacak.

Oyun başlamadan önce grup bir araya gelip bir strateji belirleyecek. Grubun oyunu kazanabileceği bir strateji var mıdır?

Çözüm

Bordo yayın

Hangi sene hatırlamıyorum ama ortaokul yıllarım olmalı. Okuldan çıkıp öğleden sonra eve geldiğime göre öyle olmalı. Sonrasında İstanbul’daydım. Çok da emin olamıyorum ama. Otobüsle gelmiş olmalıyım. Normalde servisle gelirdim oysa. Otobüste fısıltılarla o gün yapılan bordo yayından bahsediliyordu. Bordo olduğuna ve yadırgamadığıma göre renkli yayın dönemine geçildikten sonra olmalı. Hatırladığım ilk renkli yayın 1982 dünya kupasıydı. Alt çaprazdaki komşumuz renkli televizyon almıştı ve kupanın ilk maçını seyretmek için misafirliğe gitmiştik. Babam anlata anlata bitiremiyordu, Maradona diye bir süper kahramanı seyredecektim. Ne yazık ki babam dört yıl sonra haklı çıkacaktı. Neyse işte, kısaca1982’den sonra 1988’den önce olmalı.

Diğer taraftan otobüsteki konuşmaların bana çok anlamsız geldiğini hatırlıyorum. Konuşmalar fısıltıydı ama çok da heyecanlıydı. Bordo sanki yasak kelimeydi. Bir de yayını kimse görmemişti. Herkes kaynından duymuştu. Heralde vericide bir sorun vardı diye düşündüm, bu kadar insanın aynı anda alıcılarının ayarlarını bordoya çevirebileceğine pek ihtimal verememiştim. Eve gelince annemlere de bordo yayını sormuştum ama tatmin edici bir cevap alamadığımı hatırlıyorum. Televizyonu açtığımda da bütün renkler normaldi. Yayını kaçırmıştım. Porno ile tanışmam bir süre daha bekleyecekti.

Sefa Sirmen’in belediye başkanlığı yaptığı dönemlerde de diğer arkadaşları kıskandıran televizyon yayınlarımız devam etti. Lisede okurken eve geldiğimde (yatılı okuyordum) Eurosport seyredebildiğimi hatırlıyorum. Larry Bird ve Magic Johnson kapışmalarına yetişebildim bu sayede. İstanbul’da yaşayanların böyle imkanları yoktu.

Zamanla televizyon kanalları da yavaş yavaş çeşitleniyordu. Cine 5 şifreli yayınlara başlamıştı. Tabii ki İzmit ve çevresinde belediye bu yayını şifresiz veriyordu. Bu yayınlar o kadar normal olmuştu ki insanlar artık otobüste bordo bile demiyordu. Hafta sonları Gölcük’e geldiğimde gece yarısı yayınlarını yalnız seyredebilmek için en sıkıcı muhabbetler açılırdı. Dayanamayıp gözlerini kapatan hemen yatağına gönderilirdi. İçerdeki odada yatan babaannem de her on dakikada bir salona gelip “Kakun, yatun” derdi. O saatte neden hala uyumazdı ki? Heralde o da Cine 5 yayınını bekliyordu diye düşünürdüm. Bir keresinde bu “kakun, yatun” inatlaşması öyle uzadı ki babaannemle beraber hiç planlamadığımız bir şekilde ve de diğer kanaldaki filme bitmeden yetişebilme ümidiyle Okan Bayülgen’in programını seyrettik. Tabii ki babaannem hepimizden dayanıklı çıktı. Sabah da kahvaltıda ne seyrettiğimizi bütün ev halkına kahkahalarla tekrar anlattı: “Kisa poylu bi adam, dik yokuşa atlayi ve ossurdum sizi diye bağuriy”. Evet, babaannem uçurdum kısmını yanlış anlamıştı ama olsun, en azından o gece birimiz çok eğlenmişti.

Neyse ki daha sonraki yıllarda İstanbul da bizim seviyemize geldi ve televizyonda SAT1 ve RTL yayınları vermeye başladı da her hafta sonu Gölcük’e dönmeme gerek kalmadı.

Cladocera, Daphnia ve diğerleri

Bu hafta sonunda önceki su örneklerimden birinde su piresi türü canlılara rastladım. Aynı örneği daha önce de kullanmama rağmen o denemelerde belki de lameli dikkatsiz kullanmam nedeniyle hayvanları ezip parçalamış olabilirim. Bu sefer lamel kullanmamaya çalıştım ama o zaman da çok hızlı hareket ettiklerinden pek iyi çekimler yapamadım.

su piresi
su piresi
kurtlar

Mikroskop safarilerine devam

Topladığım tatlı su örneklerinde hala yeni canlılarla karşılaşmak mümkün oluyor. Tabii ki bu organizmalar çok küçük ve saydam olduklarından detayları mikroskopumda pek net göremiyorum. Bu ilk aşamalarda daha çok mikroskopu ve canlıları tanımayla uğraşmayı düşünüyorum. Mikroskobu geliştirme planlarını ancak ondan sonra düşüneceğim.

Bu hafta aşağıdaki gözlemleri yapabildim. Tabii ki bu canlıların hemen hemen hiçbirini hala tanımıyorum. Bütün çekimleri elimde tuttuğum akıllı telefonla yaptım.

Terliksi hayvan
Bir tatlı su organizmasının estetik virajları.
Mikroyandaş hayvanı
Çift kuyruklu bir organizma.
Ninja turtles
45 numara terliksi hayvan olabilir
Unidentified Swimming Organism (Sanki diğerlerini tanımlayabilmişim gibi oldu)

Mikroskop

Bu dönem sonunda çocuklara karne hediyesi olarak ikinci el ucuz sayılabilecek bir mikroskop aldım. Çocuklardan çok bana kalacağını biliyordum ama o kadar da ilgisiz değiller. Kendi başlarına bir kere kullandılar ama onda da oldukça iyi çalıştılar. Bunun dışında sadece benim hazırlamayı başardığım şeylere bakıyorlar. En azından bakıyorlar.

İlk iş olarak çevrede bulduğum su birikintilerinden kavanozla topladığım örnekleri incelemeye başladım. Tabii ki bu alanda çok yeni olduğum için neyin ne olduğunu henüz bilmiyorum. Yine de bu cahillik aşağıdaki fotoğrafları ve videoları yayınlamama engel değil. Türleri öğrendikçe doğru isimleri yazacağım. O zamana kadar kendi taksonomimi kullanmayı düşünüyorum.

Fotoğraf ve videoları oküler üzerinde elimle tuttuğum cep telefonumla çektim.

Palabıyık yosunu
Portakal yosunu
Akordeon yosunu
üzümsüler
kızılcık sopacığı
Peynirli pide hücresi
Naginus Mini
Mekikus Aqua
Yoyo domesticus
Fasülyus magickus