Günlük

Yine çok yoğun geçen bir iş gününün ardından kendimi bahçeye attım ve iki güzel sürprizle karşılaştım. Birincisi kelebek mıknatısı olarak iş gören ağacımın sağ tarafında yaprak bitleri vardı. İlk bakışta çok iyi bir haber gibi görünmese de hemen yanındaki, aslında bahçede çok fazla olduğu için yolmayı düşündüğüm aynısefa çiçeklerinin üzerinde de uğurböceği larvaları vardı. Yakında bitler için zor günler başlayabilir. İşi daha da karışık yapan şey ise bitleri korumaya çalışacak olan karıncaların da yakında olması.

İkincisi de bütün bahçeyi neredeyse ele geçirmiş olan sarımsak otlarının birinde sonunda bir tane tırtıl gördüm. Eğer çok şanslı olursam seneye bir tane turuncu süslüm olabilir.

Bunun dışında işler düşündüğüm kadar hızlı gitmediğinden cuma günü de işe gitmeye karar verdim. Yarın tatil, bahçede film çekimleri çalışması yapacağım.

Günlük

Bugün keten ve hezaren çiçeklerimin toprağını değiştirdim. Dışarısı için hala hazır değiller sanırım. Hazır olduklarında da bir iki tanesini saksıda tutmaya devam edeceğim, salyangozlar hepsini rahat bırakmayacak gibi. Salyangozlara karşı da önlem almak istemiyorum, onlar da aynı doğanın bir parçası. Belki herkese yetecek kadar çiçek yetiştirmenin yolunu bulabilirim.

Bazı otların ne olduğunu çiçek açana kadar anlayamıyorum. Bu işte çok cahilim ama fotoğraf çekmeye yetecek kadar becerebiliyorum. Fotoğraf çekmeyi seviyorum ama fotoğrafçı sayılmam. Arada güzel şeyler çektiğim de oluyor. Genelde çiçek, böcek motifli makrolar çekmeye çalışıyorum. Kompozisyon, estetik gibi kaygılarım her zaman olmuyor çünkü biraz sabırsızım. Çektiğim fotoğrafı bilgisayarda işleyip sanat eserine çevireyim diye de uğraşmıyorum.

Son zamanlarda kısa doğa videoları da çekmeye başladım. Bir dakikalık kısa şeyler. Youtube’a koyuyorum. Aşırı amatör işler ama hoşuma böylesi gidiyor. Hazırlaması da seyretmesi de hızlı. Uzunca bir videoda aranan şeyi bulma sorunu bu tür videolarda yok. Seyreden en fazla bir dakikasını kaybetmiş oluyor.

Dün gece “What is real” başlıklı kitabı okumayı bitirdim. Bilim felsefesi açısından oldukça başarılı buldum kitabı. Quantum fiziği öğrenmek için doğru bir kaynak değil tabii ki ama fiziğin bu dalının tarihini kahramanlarının da hikayeleriyle beraber oldukça güzel anlatıyor.

Bu alşam da geçen gün başladığım Citizen Kane filmine devam edeyim bari. Şirketteki sorunları düşünmekten iyidir.

Günlük

Hafta sonu geldi, soğuklar bitti. Pencere kenarında biriken çiçeklerin bir kısmını bahçeye ektim. Benim için çiçek yetiştirme aşamasındaki en sıkıntılı safha. Neyi ne zaman nereye ekeceğimi bilmiyorum. Diğer taraftan çok da sorun değil. Artan tohumları da bahçeye saçarım yakında, bu yıl olmasa seneye çıkar bir şeyler.

Domatesleri de ektim. Çilek ve domatesten başka bir şey ekmiyorum artık. Çilekleri de ektiğim söylenemez. Kocaman bitki oldular. Nerede ekilmek istiyorlarsa oraya gidiyorlar. Bana da kabul etmekten başka bir şey kalmıyor.

Bahçıvanlıktan anladığım yok. Bahçede estetik anlayışım hiç yok. Bu yüzden Alman komşularla anlaşamıyorum. Bahçeye böcekler, yolunu kaybeden, barınak ya da yemek arayan hayvanlar geldikçe işimi doğru yaptığıma inanıyorum. Bu sırada da hangi yaban otunun yaşayıp hangisinin öleceğine karar veriyorum. Herhangi bir bahçıvanın iki saatte yapacağı işi yanlış aletlerle iki ayda yapıyorum.

Bu sabah domatesler için yer açarken ne yazık ki bir iki karınca yuvasını bozdum. İlk başta fark etmedim ama sonra toprak üzerinde minik minik bir sürü hareket görünce anladım. Panikle kendilerinden çok daha büyük pupaları güvenli bir yere taşımaya giriştiler. Buna benzer kazalar çok geliyor başıma, daha doğrusu bahçenin yerlilerinin başına. Genelde larvaları ya da pupaları rahatsız ediyorum ama onların üzerini örtünce sorunu hemen unutuyorlar. Karıncalar öyle değil. Koşuşturmalar başlayınca yapabileceğim pek bir şey olmuyor.

Bugün Citizen Kane filmine başladım. Bakalım onu kaç günde bitirebileceğim. Genelde film seyrederken ya bir işim çıkıyor, ya da uykum geliyor. Artık eskisi kadar enerjimin kalmadığını hissediyorum.

Günlük

Dün pastel boyalar için Amazon üzerinden satıcıyla irtibata geçmiştim. Adres Almanca olduğundan Almanca bir mesaj gönderip paketin kargoda bozulduğunu, eğer depoda aynı üründen başka varsa para iadesi yerine o ürünü tercih edeceğimi söyledim. Bugün cevap geldi. İspanyolca! Hemen translate.google adresine yazdım ve hesabın ve gönderinin Amazon tarafından yapıldığını, Amazon’la irtibat kurmam gerektiğini yazmış. Arayıp sorayım bakalım.

İşimi önce elektronik posta ile halledeyim dedim ama verilen seçeneklerden durumuma uyan bir tane bulamadım. Sonunda pes ettim ve telefon ettim, daha doğrusu telefon numaramı verdim ve onlar aradı. Amazon servisinin en sevdiğim özelliği. Telefondaki kadına durumu anlattım ve hemen halletti. Şimdi yarın öbür gün para hesabıma geri yatınca yeni bir sipariş vereceğim.

Madem önemli işleri hallettim, şimdi en beğendiğim eğitim ortamı olan youtube’da müzik dersi seyredeyim.

Kasanın şifresi (Çözüm)

Soruyu ilk önce kendi çözdüğüm yöntemle çözeceğim. Daha sonra da daha kolay ve mantıklı olduğunu düşündüğüm bir çözümü vereceğim.

1. Çözüm

Çözüme küçük dizilerle soldan başladım. İlk adım olarak ilk basamağın 0 olamayacağını gördüm. Bu şifrede 0 tane 0 var demek kendisiyle çelişiyor çünkü. Demek ki en az bir tane 0 olmalı.

O zaman çözüm denememe bir tane 0 ile başladım. İlk dizim oldukça kısaydı.

1

Tabii ki bu dizi şartların hiçbirini sağlamıyor. O zaman bir sonraki basamağı da kullanayım dedim. O zaman da bir sorunla karşılaştım ama. Bir tane 1 var dersem yine olmayacak çünkü o zaman dizi 11 olacak, yani iki tane 1 olacak. Bunu geçiştirmek için o basamağa 2 yazım. Dizimin şimdiki hali şöyle oldu:

1 2

Dizide şimdilik bir tane de 2 olduğundan bir sonraki basamağa 1 yazabileceğimi gördüm.

1 2 1

İki tane 1, bir tane 2 kısmı güzel. Sadece bir tane de 0 lazım. O zaman bir sonraki basamağa 0 yazabilirim.

1 2 1 0

Bu mini dizi istenen şartların hepsini sağlıyor. Tek sorun şifrenin 10 basamaklı olması. Burada bu düzeni kullanarak diziyi istediğim şekilde uzatabileceğimi sezdim. Bunun en kolay yolu 0 rakamlarının adedini artırmak. Bu sırada bir adet 1 sayısını kaybedeceğim ama 0 rakamlarının adedinin gösterildiği basamağa o kaybettiğim 1 rakamını yazarsam sorun çözülecek.

Şimdiye kadar dört basamağı hallettim (ilk basamağın değeri henüz tam değil). Yani altı basamak daha var. Bu basamakların hepsi 0 olursa dizi şöyle olur.

7 2 1 0 0 0 0 0 0 0

Tabii ki bir adet 7 rakamını göstermek için bir tane daha 1 lazım ama ona yer kalmadı. O zaman yedi tane değil altı tane 0 olduğunu var saymam lazım diye düşündüm.

6 2 1 0 0 0 1 0 0 0

Dikkat ettiyseniz 6 rakamlarının adedini veren yedinci basamağa bir tane 1 koyunca geriye sadece altı tane 0 için yer kaldı. Bu şifre soruda verilen her şartı sağlamakta. Bu yöntemin bir başka zayıf tarafı da başka bir çözüm olup olmadığını göstermiyor.

2. Çözüm

Bu çözümde şifre sağdan sola doğru aranıyor.

En sağdaki basamak şifredeki 9 rakamının adedini veriyor. Bu basamak 1 olursa diğer herhangi bir basamakta bir adet 9 olmalı. Bu 9 rakamını başka bir yere koyamıyoruz ama. Bunu bir iki örnekle göstermeye çalışayım.

9 0 0 0 0 0 0 0 0 1 Eğer ilk basamağa koyarsak bir tane 0 eksik kalıyor.
1 9 1 1 1 1 1 1 1 1 Eğer ikinci basamağa koyarsak diğer basamaklardaki 1 rakamları kullanılmamış oluyor.

Bu şekilde son rakamın 0 olması gerektiğini bulabiliriz.

Şimdi sağdan ikinci basamağa bakalım. Bu basamak şifredeki 8 rakamının adedini verecek. Buraya da 1 koyarsak dizi aşağıdaki gibi gözükecek

_ _ _ _ _ _ _ _ 1 0

Şimdi 8 için bir yer seçelim. İki aday var, ya ilk basamak ya da ikinci basamak. Çünkü diğer her basamak on basamaktan fazlasını gerektirecek. İlk basamağa 8 koyarsak, şifrede sekiz tane 0 olacak demektir. Bunu bir deneyelim:

8 0 0 0 0 0 0 0 1 0

Neredeyse bir çözüm olabilecekmiş. İkinci basamak 0 olamaz çünkü şifrede en az bir tane 1 var fakat bu basamağa 0 yazmazsak da o zaman sekiz tane 0 kullanamayacağız.

1 8 1 1 1 1 1 1 1 0

Bu da çözüm olamıyor çünkü şifremizde 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 rakamlarını hiç kullanmadık.

Demek ki sondan ikinci basamak da 0 olmalı.

_ _ _ _ _ _ _ _ 0 0

Şimdi sondan üçüncü basamağa bakalım. Bu basamak 1 olursa diğer basamakların birinde 7 olmak zorunda olur. Ayrıca ikinci basamak (1 rakamının adedi) da en az 2 olmalı. İlk basamak da en az 2 olmalı, çünkü şimdiye kadar iki tane 0 kullandık. Bu verilerden sonra 7 rakamını da ya ilk ya ikinci basamakta kullanmak zorundayız. Önce ikinci basamağa bakalım:

1 7 1 1 1 1 1 1 0 0

Bu şifre olmuyor çünkü birinci basamak bile yanlış.

Şimdi 7 rakamını ilk basamakta kullanalım.

7 0 0 0 0 0 0 1 0 0

Bu da olamıyor çünkü şifrede bir adet 1 var fakat ikinci basamak 0.

O zaman son üç basamak 0 olmak zorunda.

_ _ _ _ _ _ _ 0 0 0

Sıradaki basamak şifrede kaç tane 6 olduğunu söylüyor. İki tane 6 için yer olmadığından 1 rakamını deneyelim.

_ _ _ _ _ _ 1 0 0 0

İlk ve ikinci basamaklar dışında 6 kullanamayacağımıza göre (yoksa şifrede altı adet 2, 3, 4 ya da 5 olması gerekecek ve bunu on basamakla yapmak mümkün değil) yine ikinci basamakla denemeye devam edelim.

_ 6 _ _ _ _ 1 0 0 0

Şimdi belirlenmemiş beş basamak var ve altı tane 1 kullanmamız lazım. Demek ki hepsi 1 olmalı ama bu da mümkün değil, ilk basamak en az 3 olmalı (şimdiden üç tane 0 var). O zaman 6 rakamını ilk basamakta deneyelim.

6 _ _ _ _ _ 1 0 0 0

Yine beş rakam bulmamız lazım ve bunların üç tanesi 0 olmalı. Hangi üçünün 0 olduğunu görmek kolay. Üçüncü, dördüncü ya da beşinci basamakta 0 haricindeki herhangi bir rakam için yeterli boş basamağımız olmadığından bu basamakları 0 yapalım.

6 _ _ 0 0 0 1 0 0 0

Şimdiye kadar bir tane 1 kullandık ama ikinci basamağa 1 yazarsak iki tane 1 kullanmış olacağız. Demek ki ikinci basamağa en az 2 yazmamız lazım.

6 2 _ 0 0 0 1 0 0 0

Şifrede bir tane 2 kullandık, o zaman üçüncü basamak da 1 olmalı.

6 2 1 0 0 0 1 0 0 0

Basamakları kontrol edersek bu şifrenin sorudaki şartları sağladığını görürüz.

İkinci çözüm biraz uzunmuş gibi görünse de birinci çözüme göre ihtimalleri daha iyi elemekte. Bu yöntem sona kadar devam ettirilerek başka çözüm olup olmadığı da daha kolay görülebilir bence.

Günlük

Almanya’nın meşhur Eisheilige denen soğuk haftası başladı. Dün hava 20 derecenin üzerindeyken, bugün kar yağıyordu. Cumaya kadar hava yavaş yavaş ısınacak ama geceleri toprak donacak kadar soğuk olabilecek. Sabah evden çıkmadan önce termometreye baktım ve nedense dereceye inanıp tişört ve montla evden çıktım. 16 dereceyi gösteriyordu ama hissedilen 3 filandı heralde. Rüzgar ve yağmur da vardı. En azından bahçeyi sulamaya gerek yok diye düşünerek işe gittim. İşe varana kadar sırılsıklam olmuştum ama.

Trende fizik kitabını okumaya devam ettim. Quantum fiziğinin gerçeklikle ilişkisini ve bu arayışın tarihini anlatan güzel bir popüler kitap. Heyecanla okumaya devam ediyorum. Henüz buna bir cevap bulunduğunu sanmıyorum, herkesin ayrı bir cevabı var gibi.

Bugünkü işlerim iyi gitti sayılmaz. Programda testlere devam ettim ve bir yerde bir tasarım hatasıyla karşılaştım. Yarın bunu düzeltmeyi düşünüyorum.

Pastel boya siparişi vermiştim ama gelmeyeceğini öğrendim. Paket bozulduğundan satıcıya geri gönderilmiş. Biraz bekleyeyim, satıcı paramı geri öderse başka bir set alırım. Belki de yeni bir set gönderirler. Bu korona virüsü zamanında paket gönderileri bir acayip oldu. Ümit’e doğum günü hediyesi almıştım ve 3 Nisan’da gelecek gözüküyordu. Doğum gününe yetişmiyordu ama olsun dedim. Japonya’dan başka bir yerde bulamamıştım zaten. Mayıs oldu ve paket hala gelmedi. Satıcıya yazıp durumu sordum. Hemen özür dilemeye başladılar. Eğer istersem bir tane daha gönderebileceklerini söylediler. Kabul ettim ama ben kabul edebilene kadar bir iki gün yine özür postaları okumaya devam ettim. İki hafta içinde gelmezse yine haber vermemi söyleyip tekrar özür dilediler. Sırf bu özürler bitsin diye umarım bu sefer paket gelir.

Akşam kedileri dışarı çıkarmadım. Hala çok soğuk ve yağmur var. Bu soğukta dış kapıyı açık bırakmak istemiyorum. Varsınlar bana kızsınlar. Sabah zaten küçük bir şok yaşadım, o bana yeter. Ben kalkınca kediler de kalkıyor ve dışarı çıkmak için aşağı iniyorlar. Hafta içi bu kadar erken sadece Lea dışarı çıkabilir. Diğerleri ancak herkes kalkınca çıkabilir, çünkü kapı açık bırakılacak filan. Lea’yı dışarı çıkarıp hazırlanmaya başladım. Tam aşağıya iniyordum ki Lea’yı karşıdan gelirken gördüm. İmkansız bu dedim. Daha beş dakika önce dışarı çıkarmıştım. Heralde bir yerde kapı ya da pencere açıktır da oradan girmiştir. Bu da kötü bir haber ama o zaman diğer kediler de aynı kapı ya da pencereden kaçmış olabilir. Kontrol ettim kapılar ve pencereler kapalıydı. Salona geldiğimde Ümit sabahın körü olmasına ve bu hafta okulu olmamasına rağmen kalkmış televizyon seyrediyordu. Lea’yı içeri kendisinin mi aldığını sordum. Evet deyince acayip rahatladım.

Bu akşam soğukta bahçede çalışmayı düşünmüyorum. Belki evde birkaç tohum ekerim, o kadar.

Günlük

Bugün çocuklarla ormana gittim. Orman evin hemen yanında. Mezarlığı geçince. Yani mezarlık daha yakın. Birçok insan ormanı harika bir yer gibi hayal ediyor olabilir. Her şeyin çok güzel göründüğü bir yer gibi. Aslında alakası yok. Orman güzel bir yerdir gerçekten de ama doğru bakıldığında. Hayvanat bahçesi gibi bir yer değil kesinlikle. Söz konusu hayvanat bahçesi değil de böcekler alemi ise işler değişir ama. Her türlü böcek çevrenizdedir. Yürürken üzerinize konar, ağzınıza uçar. Evdeki sivrisinekler sizi çok rahatsız ediyorsa ormanda kot pantolon üzerinden sizi sokabilecek sineklere hazır olun. Uzun pantolona rağmen keneler sizin damarlarınızı bulmayı başarır. Bitki örtüsü de çiçek bahçesi şeklinde değildir. Yine de sürekli değişen bir biyotoptur. Bu değişikliği görmek için de doğru gözle bakmak gerekir.

Gezimizin başında yolda bir sürü bok böceği gördük. Firavunlar zamanında kutsal canlılardan biri olan bu böcek türü çevredeki ormanlarımızın vaz geçilmez vatandaşlarıdır. Sanki bizden önce geçen haylaz bir çocuk inadına hepsini ters çevirmişti. Bazıları debelenip dönmeye çalışıyordu, bazıları da ya artık pes etmişlerdi ya da ölü taklidi yapıyorlardı. Evet, bazı böcek türleri ölü taklidi yaparak hayatta kalmaya çalışır. Biz ezilmemiş olanların hepsini düz çevirdik. Enteresan bir şekilde vücutlarının yuvarlak şekline oranla oldukça uzun bacakları var. Sırf bu yüzden devrilmeden yürümeleri çok kolay olmuyor.

Bundan başka orman gezisi olaysız geçti. Bir kaynaktan su örneği aldım. Bakalım yakında mikroskop altında bu örnekte ilginç şeyler bulabilecek miyim?

Alexa’ya güvenip nasıl olsa pazar akşamı yağmur yağacağını düşündüğümden bahçeyi iki gündür sulamamıştım. Akşam Alexa’ya yine sorduğumda “Yağmur mu? Bugün yağmur yağmayacak” cevabını alınca küfürü bastım. Aceleyle bahçeyi suladım. Sonra da google’a sordum. O da bu gece yağmur yağacak dedi. Allah sizin gibi yapay zekanın belasını versin.

Yorucu bir hafta sonu da böylece bitti. Biraz kitap okuyayım bari.

Günlük

Gün geçmiyor ki meslek hayatımda garip bir şey olmasın. Birkaç gündür başka ekipten bir programcı resmen bizi taciz etmeye başladı. Sanırım şefi ona bizim aletle haberleşen programı baştan sona test etme görevi vermiş. O da yarım saatte bir bizim gruba sorular sormaya başladı. Haberleşme kısmını da ben programladığım için kabak benim başıma patladı.

Bugünkü sorusu da gönderdiğim bir mesajdaki bazı metinlerin 250 karakterden uzun olmasıydı. Daha doğrusu bu sorunun farkında olup olmadığımızı sordu. Elimdeki dökümanlara baktım ve bu uzunlukla ilgili bir kısıtlamanın şimdiye kadar tanımlı olmadığını söyledim. Bir süre cevap gelmeyince bir mesaj daha yazdım. Eğer 250 karakter sınırınız varsa o zaman bu metinleri kesmek sizin işiniz dedim. Bunu zaten yaptıklarını söyledi. Sorun nerede o zaman diye düşünürken bir sonraki cümleyi de okudum. “Ama böyle yapınca veri kaybı oluyor”. İçimden “Aferin Sherlock” dedim. Dışımdan da bir e-mail yazıp, veri kaybının kendi sınırlamaları yüzünden olduğunu anlattım. “Bizim sistemde veri kaybı yok, size geldikten sonra kayboluyor” dedim. Bu konuda da pek yardımcı olamayacağımı belirttim. Bu sınırı kolayca kaldırabileceklerine inandığımdan çözümü de kendilerine alıştırma olarak bıraktım.

Bugün planladığım işleri erkenden bitirdiğimden işten erken çıktım. Erken dediğim kendi normallerime göre erken. İstasyonda maskelerini takmadan ve arada mesafe bırakmadan birbirleriyle hararetli bir şekilde “bu kısıtlamaları azaltmaları yüzünden haftaya kesin korona patlaması yaşarız” konulu bir tartışma yapan iki Alman’ı dinledim.

Akşam da bahçede biraz çalıştım. Bu arada Terence’in kesik bıyıkları sonunda uzamaya başladı. Kedi bıyıklarının bu kadar yavaş uzadığını bilmiyordum.

Terence

Günlük

Bir oyun oynuyorsunuz. Kurallarını öğrenmişsiniz. Oynarken zevk alacağınızı düşünüyorsunuz, ya da buna inanmaya çalışıyorsunuz. Oyunu yöneten kişi sürekli kuralları sizin aleyhinize değiştiriyor. Ne de olsa oyunun kuralı bu, diğerleri de bu kurallara göre oynuyor diye oynamaya devam ediyorsunuz. Bir süre sonra kural değişikliklerinin özellikle sizin gibileri hedef aldığını fark ediyorsunuz. Artık oyundan zevk almıyorsunuz. Oyundan çıkmak istiyorsunuz ama ona da izin yok.

Bu akşam çimlenen çiçeklerimin fotoğraflarını çektim.

Papatyagillerden kirpi otu (Echinacea)
Hüsnüyusuf
Düğün çiçeğigillerden Delphinium
Katmer çiçeği

Haftaya bu yılın son soğukları da bitince yeterince büyümüş olanları yavaş yavaş dışarı alacağım.

Geçen gün başladığım kitabı bitirdim. Bence Philip Dick’e dönmeden önce bir tane daha kısa kitap okuyayım. Momentum kazanmak iyi bir fikir olabilir.

Film seyretmek çoğunlukla kitap okumaktan daha zor oluyor benim için. Zorluğu aslında seyretmekte değil de bitirmekte. Bütün gün çok yorulduğumdan her filmde uyuyakalıyorum. En iyisi şimdi uyuyakalmadan önce geçen gün başladığım filme biraz daha devam edeyim.

Günlük

Bu sabah evden çıktığımda termometreler iki dereceyi gösteriyordu. Umarım soğuklar yakında biter. Salonda saksılardan, mini seralardan yer kalmadı. Hem onlar için de bahçede olmak daha iyi olur.

Trenden inince istasyonun arkasındaki yolu seçtim bu sefer. Elf Freunde anıtına doğru inmeye başladım. Kavşağa geldiğimde yanyana şu iki ağaçla karşılaştım.

Kısa günün karı diyerek şirkete gittim. Bugün işler dünkü kadar yoğun olmasa da daha problemliydi. Neyse ki gün sonunda birkaç sorunun nedenini bulabildim. Korona virüsü nedeniyle kalabalık bürolarda elemanların artık sadece yarısı çalışıyor. Diğer yarısı evlerinden çalışıyor. Bilmediğim bir nedenden ötürü bizim şirkette buna home-office yerine mobil çalışma deniyor. Heralde patronun evle ilgili kötü anıları var.

Bu tenha büroların etkisi mi, yoksa korona korkusu mu bilemiyorum ama artık bürodaki arkadaşlarla bir çok ilişkide aşılamayan osuruk eşiğini geçmiş bulunuyoruz. Umarım bunu daha da abartmayız.

Akşam eve geldiğimde bahçedeki çiçeklerin dün geceki buz gibi havayı atlatmış olduğunu gördüm. Bu moralle aynı ölüm kalım savaşından galip gelmiş olan bir miktar yaban otunu yolmaya giriştim. Bu iş için kullandığım küçük tırmığımın bir dişi yamuldu. Bazı yaban otlarının ölüme canla başla karşı koymaları gerçekten de takdire değer.

Bahçe işinden sonra bir ağaç da mezarlıkta çekeyim dedim. Korona nedeniyle mezarlığa da sadece tek kişi veya tanıdık biri olmak ve mesafeyi korumak şartıyla iki kişi girilebiliyormuş. Bütün bu şartları sağladığıma emin olduktan sonra mezarlığa girdim ve bu fotoğrafı çektim.

Böyle güzel bir manzaraya kavuşmak için ölmek biraz abartı bence ama yine de düşünülebilir.